Kulenin İçinde: Mutlak Sessizliğin Mimarisi
Nookcity'nin devasa yapılarında yaşamak, önemsizliğin zarafetini kabul etmektir. Bu beton devleri insanlara ev sahipliği yapmıyor; koordinatları içerirler. İçi boş kulelerin içindeki biyolojik yaşamın yankısının yerini Ağ'ın dikey akciğerlerinin sabit uğultusu aldı."
Nookcity'nin devasa beton çerçeveleri içinde yaşamak tam bir entegrasyon sürecidir. Burada bölge sakini ile mimari arasındaki sınırlar tek, gri bir gerçekliğe dönüşüyor. Tek ışığın camgöbeği monitörlerin soğuk titreşimi ve duvarları ören manyetik köklerin zayıf parıltısı olduğu, ölü bir tanrının içi gibi hissettiren koridorlardan geçiyoruz. Uzay artık bir lüks değil; bu bir verimlilik hesaplamasıdır. Bu dikey monolitlerde 'ev' kavramı silinmiş, yerini büyük endüstriyel omurganın içindeki işlevsel bir düğüm almıştır. Rüzgarın, bir zamanlar bildiğimiz atmosferin uzak bir anısı gibi, havalandırma bacalarında ıslık çaldığını duyuyoruz. Burada var olmak, binanın kendi metabolizmasının bir parçası olmak, güneşe olan ihtiyacını aşmış bir şehrin geri dönüştürülmüş havasını solumak demektir.